FIA’da Sınırsız Başkanlık Tartışması
FIA’da 12 yıllık başkanlık sınırı kaldırılıyor mu? Mohammed Ben Sulayem’in desteklediği değişiklikler, 26 Haziran’da Macau’da oylanacak. FIA uzun süreli yönetim için NFL ve Roger Goodell örneğini gösterirken, IOC eski Başkanı Thomas Bach “Yeni zamanlar yeni liderler gerektirir” diyerek görev süresini uzatmayı reddetmişti.
Uluslararası Otomobil Federasyonu FIA, motor sporlarının teknik ve sportif geleceğini belirleyen kararların ötesinde, bu kez kendi yönetim yapısındaki köklü değişikliklerle gündemde. FIA Başkanı Mohammed Ben Sulayem’in görev süresi sınırlarının kaldırılmasını öngören teklif, 26 Haziran 2026 tarihinde Macau’da gerçekleştirilecek FIA Genel Kurulu’nda oylanmaya hazırlanıyor.
Teklifin kabul edilmesi halinde FIA başkanlarının en fazla üç dönem, toplam 12 yıl görev yapabilmesini öngören mevcut sınır ortadan kalkacak. Böylece Ben Sulayem’in mevcut ikinci döneminin ardından 2029 ve 2033 yıllarında yeniden aday olmasının önünde görev süresi bakımından herhangi bir engel kalmayacak.
FIA yönetimi değişikliği federasyonun farklı organlarında uygulanan görev süreleri arasında tutarlılık sağlama girişimi olarak savunuyor. Muhalif isimler ise görev süresi sınırlarının kaldırılmasının, son yıllarda giderek daha fazla tartışılan güç yoğunlaşmasını artıracağı görüşünde.
FIA’daki 12 yıllık başkanlık sınırı kaldırılabilir
FIA’nın mevcut tüzüğünün 20.10’uncu maddesine göre federasyon başkanı, dönemler ardışık olsun veya olmasın, en fazla üç kez seçilebiliyor. Dört yıllık dönemler üzerinden hesaplanan bu düzenleme, başkanlık süresini toplam 12 yılla sınırlandırıyor.
Jean Todt’un başkanlığı döneminde getirilen sınırın kaldırılmasını öngören teklifin, Macau Genel Kurulu’nda üye kulüplerin oyuna sunulması bekleniyor. Değişiklik yalnızca Mohammed Ben Sulayem’i değil, gelecekte göreve gelecek tüm FIA başkanlarını kapsayacak.
2021 yılında Jean Todt’un ardından FIA Başkanı seçilen Ben Sulayem, 12 Aralık 2025’te Taşkent’te yapılan seçimde rakipsiz kalarak ikinci dört yıllık dönemine başlamıştı. Mevcut tüzük yürürlükte kalırsa Ben Sulayem en fazla bir dönem daha aday olabilecek ve başkanlığı 2033 sonunda sona erecek. Süre sınırının kaldırılması durumunda ise 2033 sonrasında da adaylığını sürdürebilecek.
2025 başkanlık yarışına katılmak isteyen ancak gerekli aday listesini oluşturamayan eski FIA komiseri Tim Mayer, görev süresi sınırlarının sıradan bir idari ayrıntı olmadığını savunuyor. Mayer’e göre bu sınırlar, gücün tek merkezde toplanmasını önleyen, liderlik değişimini mümkün kılan ve yönetimin hesap verebilirliğini koruyan temel kurumsal mekanizmalar arasında bulunuyor.
Ben Sulayem 2025 seçimlerinde neden rakipsiz kaldı?
FIA’daki yönetim tartışmalarının merkezinde yalnızca görev süresi sınırları bulunmuyor. Aralık 2025’te gerçekleştirilen başkanlık seçiminin adaylık sistemi de yoğun eleştirilere konu olmuştu.
FIA başkanlığına aday olmak isteyen isimlerin, başkanın yanı sıra Senato Başkanı, spordan sorumlu başkan yardımcısı, otomobil hareketliliği ve turizmden sorumlu başkan yardımcısı ile yedi spor başkan yardımcısından oluşan eksiksiz bir yönetim listesi sunması gerekiyor. Spor başkan yardımcılarının FIA’nın altı küresel bölgesini temsil etmesi ve önceden ilan edilen Dünya Motor Sporları Konseyi adayları arasından seçilmesi şartı bulunuyor.
2025 seçimlerinde Güney Amerika bölgesi için uygun listedeki tek isim Fabiana Ecclestone’du. Eski Formula 1 patronu Bernie Ecclestone’un eşi olan Brezilyalı yönetici, Ben Sulayem’in başkanlık listesinde yer aldı. Bir kişinin aynı anda birden fazla başkan adayının listesinde bulunamaması nedeniyle diğer adayların Güney Amerika temsilcisi göstermesi mümkün olmadı.
Laura Villars, Tim Mayer ve Virginie Philippot gibi başkanlığa talip olan isimler bu nedenle geçerli bir yönetim listesi sunamadı. Sonuç olarak Ben Sulayem, Taşkent’te yapılan seçime tek geçerli aday olarak katıldı.
FIA, seçim sisteminin tüzükte açık biçimde düzenlendiğini ve bütün adaylara eşit uygulandığını savundu. Eleştiriler ise bir bölgede yalnızca tek uygun adayın bulunmasının, teoride çok adaylı olan seçimi fiilen tek adaylı hale getirdiği noktasında yoğunlaştı.
Laura Villars’ın hukuk mücadelesi devam ediyor
İsviçreli-Fransız yarış sürücüsü Laura Villars, adaylığının geçersiz kalmasının ardından FIA’nın seçim sistemine karşı Paris’te hukuki süreç başlattı. Villars, mevcut şartların rakip adayların seçime girmesini fiilen imkânsız hale getirdiğini ve FIA’nın demokratik yönetim ilkeleriyle bağdaşmadığını ileri sürdü.
Paris Mahkemesi, Aralık 2025’te yapılan acil başvuruda seçimin durdurulması talebini kabul etmedi. Böylece FIA Genel Kurulu planlandığı şekilde toplandı ve Ben Sulayem ikinci dönemi için yeniden seçildi. Mahkeme, buna karşılık seçim sistemine ilişkin esaslı iddiaların kapsamlı bir yargılama çerçevesinde incelenmesi gerektiğine karar verdi.
Davanın ilk esas duruşmasının 16 Şubat 2026 tarihinde yapılması planlanmıştı. Ancak Haziran 2026 itibarıyla davanın nihai sonucuna ilişkin kamuya açık ve kesinleşmiş bir karar bulunmuyor. Bu nedenle seçim sürecinin hukuki geçerliliğinin ilerleyen dönemde yeniden tartışılması ihtimali tamamen ortadan kalkmış değil.
Villars’ın dışarıdan gelen bir aday olması, FIA’ya üyelik veya FIA organlarında deneyim şartı getirilmesine yönelik yeni önerileri de tartışmalı hale getiriyor. Teklif edilen düzenlemede başkan adaylarının bir FIA üyesi ya da federasyon organı bünyesinde yeterli deneyime sahip olduklarını göstermeleri bekleniyor. Eleştirmenler bu şartın, federasyon dışından gelebilecek reformcu adayların önünü kapatabileceğini savunuyor.
Adaylık süresi 49 günden 100 güne çıkarılabilir
Macau gündeminde yalnızca görev süresi sınırının kaldırılması bulunmuyor. Başkanlık adaylarının yönetim listelerini sunmaları için belirlenen sürenin de değiştirilmesi planlanıyor.
Mevcut sistemde başkan adaylarının seçimden 49 gün önce eksiksiz listelerini teslim etmeleri gerekiyor. Yeni düzenleme kabul edilirse bu süre 100 güne çıkarılacak. FIA açısından daha uzun takvim, adayların incelenmesi ve seçim hazırlıklarının yürütülmesi için daha düzenli bir süreç sağlayabilir.
Ancak muhalif kanat aynı görüşte değil. Eleştirilerin temelinde, seçimden 100 gün önce liste teslim etme zorunluluğunun adaylık sürecini daha erken kapatacağı düşüncesi bulunuyor. Özellikle FIA içindeki dengeleri gözlemleyerek son dönemde aday olmayı düşünen isimler için zaman aralığının daralacağı belirtiliyor.
Deneyim şartı ile 100 günlük teslim süresinin birlikte uygulanması halinde, aday havuzunun daralabileceği ve alternatif yönetim listelerinin kurulmasının daha zor hale gelebileceği ileri sürülüyor. FIA’nın bu kuralları hangi ölçütlerle uygulayacağı ve “yeterli deneyim” ifadesinin nasıl tanımlanacağı, düzenlemenin en kritik noktalarından biri olacak.
Üst düzey ayrılıklar yönetişim tartışmasını büyüttü
FIA’daki güç yoğunlaşması eleştirileri yalnızca seçim kurallarından kaynaklanmıyor. Son yıllarda federasyondan ayrılan veya görevden alınan üst düzey isimlerin açıklamaları da yönetim tartışmalarını büyüttü.
FIA’nın ilk CEO’su Natalie Robyn, 2024 yılında görevinden ayrıldı. Robyn daha sonra federasyonun ciddi ve devam eden yapısal sorunlarla karşı karşıya olduğunu belirterek, profesyonel süreçlerin uygulanmamasının ve paydaşların karar alma mekanizmalarının dışında bırakılmasının kurumun güvenilirliğine zarar verebileceğini söyledi.
Uyum sorumlusu Paolo Basarri, Denetim Komitesi Başkanı Bertrand Badré, komite üyesi Tom Purves, kıdemli Formula 1 komiseri Tim Mayer ve FIA Spordan Sorumlu Başkan Yardımcısı Robert Reid de federasyondaki görevlerinden ayrılan veya görevden alınan isimler arasında yer aldı.
Robert Reid, Nisan 2025’teki istifasında yönetişim standartlarında temel bir bozulma yaşandığını ve kritik kararların gerekli süreçler işletilmeden alındığını ileri sürmüştü. Tim Mayer ise Ben Sulayem yönetimini çok daha sert ifadelerle eleştirerek federasyon içinde bir “korku yönetimi” oluştuğunu iddia etmişti.
FIA ise bu suçlamaları kabul etmiyor. Federasyon, operasyonlarını yönlendiren güçlü kurumsal yönetim politikalarına sahip olduğunu ve kuralların, uygulamaların ve süreçlerin eksiksiz biçimde takip edildiğini belirtiyor.
FIA ile IOC arasında taban tabana zıt yaklaşım
FIA’nın başkanlık dönem sınırlarını kaldırma girişimi, Uluslararası Olimpiyat Komitesi’nin son dönemde sergilediği tutumla belirgin biçimde çelişiyor. Tartışmanın en dikkat çekici tarafı, iki uluslararası spor kurumunun liderlik devamlılığı ve görev süresi sınırları konusunda tamamen farklı modelleri savunması.
FIA Başkanı Mohammed Ben Sulayem, mevcut 12 yıllık görev süresi sınırını kaldırmayı hedeflerken, IOC Başkanı Thomas Bach daha uzun süre görevde kalabilmek için tüzük değişikliği yapılması yönündeki önerileri açık biçimde reddetmişti. Bach, görev süresini uzatma imkânı bulunmasına rağmen liderlik değişimini tercih etmiş ve kurumun geleceği açısından yenilenmenin daha sağlıklı olacağını savunmuştu.
Thomas Bach bu yaklaşımını, “Organizasyonumuza en iyi şekilde bir liderlik değişimiyle hizmet edilir. Yeni zamanlar yeni liderler gerektirir” sözleriyle açıklamıştı. Bu değerlendirme, FIA’da uzun süreli liderliğin istikrar sağlayacağı yönündeki savunmayla doğrudan karşıtlık oluşturuyor.
Tim Mayer de IOC’nin görev süresi sınırlarını temel bir yönetişim ilkesi olarak ele aldığını vurguluyor. Mayer’e göre bu tür sınırlamalar yalnızca bürokratik bir ayrıntı değil; gücün tek elde toplanmasını önlemek, liderlik yenilenmesini sağlamak ve kurumun temsil ettiği üyelere karşı hesap verebilirliğini korumak için gerekli bir güvence.
Bu karşılaştırmada dikkat çeken diğer unsur ise örnek alınan kurumların yapısı. FIA yönetimi sınırsız dönem teklifini savunurken NFL modelini ve 2006’dan bu yana görev yapan Roger Goodell’i referans gösteriyor. Muhalifler ise demokratik temsil, hesap verebilirlik ve kurumsal yenilenme açısından IOC modelinin FIA’ya çok daha yakın olduğunu düşünüyor.
FIA neden Roger Goodell ve NFL modelini örnek gösteriyor?
Görev süresi sınırlarının kaldırılmasına ilişkin tartışmanın dikkat çeken unsurlarından biri de NFL Komiseri Roger Goodell örneği oldu. Goodell, 2006 yılından bu yana Amerikan futbolunun en üst düzey profesyonel ligi NFL’in komiserliği görevini yürütüyor.
Bu örnek, uzun süre görev yapan bir yöneticinin kurumsal istikrar, ticari büyüme ve küresel genişleme sağlayabileceğini göstermek amacıyla kullanılıyor. FIA yönetimi, Goodell döneminde NFL’in küresel ölçekte büyümesini uzun süreli liderliğin başarılı olabileceğine ilişkin bir örnek olarak gösteriyor.
Ancak NFL ile FIA’nın hukuki ve kurumsal yapıları birbirinden önemli ölçüde ayrılıyor.
NFL, takım sahipleri tarafından yönetilen ticari bir profesyonel spor ligi niteliğinde. FIA ise dünya genelindeki otomobil kulüplerini, ulusal spor otoritelerini ve hareketlilik kuruluşlarını temsil eden, kâr amacı gütmeyen uluslararası bir federasyon. Bu nedenle bir ticari ligdeki komiserlik modelinin, üye kulüplerin oylarıyla yönetilen FIA için doğrudan örnek oluşturup oluşturamayacağı tartışmalı.
Eleştirmenlere göre FIA’nın karşılaştırılması gereken yapılar NFL’den ziyade IOC ve diğer uluslararası spor federasyonları olmalı. FIA yönetimi açısından ise uzun dönemli liderlik, başlatılan reformların tamamlanması ve federasyonun mali istikrarının korunması için avantaj sağlayabilir.
Buradaki temel ayrım, gücün korunması ile gücün devredilmesi arasındaki yönetim anlayışında ortaya çıkıyor. IOC liderlik yenilenmesini kurumun geleceği için gerekli görürken, FIA yönetimi devamlılığı ve uzun vadeli istikrarı ön plana çıkarıyor.
Macau’daki oylama FIA’nın geleceğini belirleyecek
26 Haziran 2026’daki Macau Genel Kurulu, FIA açısından sıradan bir tüzük toplantısının ötesinde anlam taşıyor. Görev süresi sınırlarının kaldırılması, adaylık deneyimi şartının getirilmesi ve yönetim listelerinin daha erken teslim edilmesi gibi değişiklikler, gelecekte yapılacak bütün başkanlık seçimlerinin yapısını belirleyecek.
Tekliflerin destekçileri, FIA’nın uzun vadeli projelerinin kesintisiz yürütülmesi için yönetim istikrarına ihtiyaç olduğunu savunuyor. Muhalifler ise görev süresi sınırının bulunmadığı, aday havuzunun daraltıldığı ve mevcut yönetime rakip liste oluşturmanın zorlaştırıldığı bir sistemin hesap verebilirliği zayıflatacağı görüşünde.
Macau’da verilecek karar yalnızca Mohammed Ben Sulayem’in görev süresini değil, FIA’da yönetim değişikliğinin ne kadar mümkün olacağını da belirleyecek.
Motor sporlarının zirvesindeki temel soru ise değişmiyor: Kurumsal istikrar ile demokratik rekabet arasındaki denge nasıl kurulacak?
RalliDergisi sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.
