Aras Dinçer : 2022: FİNLERİN GERİ DÖNÜŞÜ

Kategori : Aras Dinçer

Dünya Ralli Şampiyonası 2022 sezonu alışkın olmadığımız bir yerde, Japonya’da sona erdi. Bizim nesil İngiltere’de RAC Rallisi ile bitmesine alışkındır, hala bana garip geliyor sezonun hep farklı bir ülkede bitmesi. Özellikle  Japonya gibi WRC’de köklü bir tarihi olmayan bir ülkede…

Rovanpera-Halttunen ikilisinin sürücüler ve kopilotlar şampiyonlukları zaten Japonya öncesi kesinleşmişti. Ama kesinleşmeyen bir Markalar Şampiyonluğu ve WRC2 sampiyonlukları vardı. WRC3 şampiyonları ise Eylül ayında Yunanistan’daki Acropol Rallisinde belli olmuştu. Lauri Joona ve Enni Malkönen bu sezon şampiyonluğu kazanan ekip olmuştu.

Japonya’da sıra dışı hava olayları, inanılmaz güvenlik zaafları ve garip kazalar eşliğinde tuhaf bir yarış izledik. Aslında WRC2 hariç tüm ünvanlar dağıtıldığı için, tüm gözler WRC2’de idi. Üç şampiyonluk adayı vardı. Yarışa katılmayan Andreas Mikkelsen, rakipleri yolda kalırsa şampiyon olabilecekti. Rakipleri Kajetan Kajetanowicz ile kopilotu Maciej Sczepaniak ve Emil Lindholm ile kopilotu Reeta Hamalainen ise karışık hesaplar içindeydiler ama öncelikle birbirlerini geçmek zorunda idiler şampiyon olabilmek için. Kajetanowicz, pilotajına ve tecrübesine çok saygı duyduğum bir pilot. Ama bu yıl biraz işin kolayına kaçıp, uzak ve masraflı yarışlara giderek, rakiplerine nazaran puanları çok daha kolay toplayarak geldi Japonya’ya. Lindholm ise, takvimin en keskin rekabete sahne olan yarışlarına girip, en iyiler ile sürekli çarpışarak toplamıştı puanlarını.  Şunu söylemek lazım ki, WRC2’deki rekabet seviyesi, en az WRC genel klasmanı kadar zorlu. Dünyanın en iyi Rally2 pilotları katılıyor WRC2’ye ve son 4-5 yılda çok kıymetli hale geldi WRC2. Hatta artık o kadar değerli ki, fabrika takımlarının Rally1 kadrosunda yer bulamayan pilotlar, WRC2’de yarışmaya hayır demiyorlar. Artık pabuç pahalı, Rally1 koltuğu bulmak zor, o koltukta kalabilmek ise ateşten gömlek… Fabrika takımlarında yer bulamayıp Rally2’ye geri düşen “büyük çocukları” ısırmak isteyen genç ekipler de aynı şekilde WRC2’ye gelip, kendilerini göstererek, fabrika takımlarının radarına girmeye çalışıyorlar. Şahsen ben bu WRC2’yi, en az WRC genel klasmanı kadar enteresan buluyorum ve takip ediyorum olayları.

Japonya Rallisi’nde Kajetanowicz bu sezon belki de ilk ve tek hatasını yaptı ve basit bir kaza yaparak gerilere düştü önce. Sonrasında da, otomobilindeki bir rollcage homologasyonu ihlali sebebiyle yarıştan ihraç edildi. Edilmeseydi de, Lindholm onu alt etmişti ve şampiyonluğu bileğinin hakkıyla kazandı Lindholm-Hamalainen ikilisi. Genç pilot daha önce WRC2 Junior şampiyonu olmuştu sezon içinde. Japonya’da genel klasmanı da kazanarak, kalitesini ortaya koydu. Yeniler bilmez ama babası da çok yaman bir pilot idi. Babası Sebastian Lindholm, zamanında Marcus Gronholm ayarında görülen ama onun kadar şans bulamayan bir pilot olarak gösteriliyordu, ultra hızlı bir adamdı. Oğlu Emil, onun çıkamadığı basamakları çıkmaya aday şimdi… Ve hak ediyor bunu…

2022’nin hikayesi kısaca böyle idi ama herkesin gözden kaçırdığı bir detay vardı bu yıl: Rallinin ata sporu sayıldığı Finlandiya’dan kaç yıldır dünya şampiyonu çıkmıyordu? Hatırlayan olmayabilir, çünkü cevap 20 yıl! Evet, 20 yıldır dünyanın ralli sporuna en yatkın milleti olan Finlandiya’dan bir şampiyon görememiştik. En son 2002’de Marcus Gronholm Dünya Ralli Şampiyonu olabilmşti Peugeot 206 WRC ile. Sonrasında Norveç Petter Solberg ile, Estonya da Ott Tanak ile birer şampiyonluk alabildi ve geri kalan 17 yılın bütün şampiyonlukları Fransa’ya gitti. Onları da 2 Seb usta, Loeb ve Ogier paylaşmışlardı.

Bu yıl Fin milleti bir şekilde silkelenip kendine gelerek, “Hele bir durun beyler” diyebildi nihayet. Hem de, 1 değil, 2 değil, 3 değil, tam 4 farklı şampiyonluk kazandı WRC’de Finler. Rovanpera-Halttunen genel klasman şampiyonu, Lindholm-Hamalainen hem WRC2, hem de WRC2 Junior şampiyonluğu kazanırken, WRC3 şampiyonluğu da yukarıda yazdığım Joona-Malkönen ikilisine gitti, onlar da Fin… Çok az kişi bu detayın farkında ama 20 yıl sonra Finler büyük bir geri dönüşe imza attılar 2022’de. Üstelik markalar şampiyonu olan Toyota da, Japon markası olmasına rağmen, neredeyse tamamı Finlerden oluşan bir kadro tarafından yönetiliyor. Markalarda da Japon bayrağını yanında Finlandiya bayrağı var yani. Altı çizilmesi gereken bir yıl oldu 2022 Finler için.

Koca oğlanların sahnesi Rally1’lere bakarsak, bu sezon yine bir kilometre taşı görüyoruz. 1997’den beri geçerli olan WRC kuralları terk edilerek, Rally1 kuralları devreye girdi ve otomobillerin isminden WRC ibaresi kalkarak, yerine Rally1 geldi. Peki neydi bu kadar büyük fark yaratan? Çoğu kişi “hibrit kuralları” diyebilir. Evet, Rally1 otomobiller, 1987’de Grup A’ların ortaya çıkışından beri 35 yıldır hiç görmediğimiz kadar güçlüler artık. Elektrik motorunun takviyesi ile 520 beygir civarına çıkan güç, inanılmaz bir gidiş kazandırdı Rally1 otomobillere. Bu güç seviyesi, Grup B’lerin hala biraz altında ama yine de müthiş. Geçtiğimiz günlerde bir Toyota GR Yaris Rally1 test eden Juha Kankkunen bunu bizzat doğruladı. 80’lerde Grup B Peugeot 205 T16 ile yarışmış ve 4 dünya şampiyonluğu bulunan Kankkunen, “Güç hala Peugeot kadar olmasa da, ona yakın. Ama bu süspansiyonlar, bu şasi ve bu lastikler ile Rally1’ler, Grup B’lerden çok daha hızlı” dedi. Bunu zaten hepimiz az çok tahmin ediyorduk, ama Rally1 kurallarının getirdiği en büyük yenilik, 500’ün üzerindeki beygir güçleri değil…

Çok daha büyük ve pek çok fabrika pilotunun başına dert olan başka bir yenilik var: Rally1’ler “aslında bir otomobil değil”. Evet, değiller… Grup A ve WRC yıllarında, başa güreşen ralli otomobilleri, bizim günlük hayatta kullandığımız otomobillerin şasisi (amiyane tabir ile “kasası”) üzerine yapılan büyük modifikasyonlardan oluşuyordu. Yani ne kadar büyük değişim geçirirlerse geçirsinler, Grup a ve WRC’ler günün sonunda birer seri üretim otomobil kasası idi. Rally1 otomobiller ise, bir tüp şasi üzerine kurulu ve bu tüp şasi seri üretim değil. Yani böyle bir otomobil yok… Dakar Rallisi için üretilen ve markasından izler taşıyan otomobiller gibi, hepsi özel yapım. Bu tüp şasi, FIA tarafından standartları belirtilmiş ve takımlara dikte edilerek verilen bir yapı. Bu yapı üzerine markalar, kendi otomobillerinin “benzeri” bir kabuk giydirip, otomobili oluşturuyorlar. Motor bloğu kendi seri üretim modellerinden geliyor, ama onun da tam seri üretim şeklinde olmadığını söylemeye gerek yok sanırım. Yani yarışlarda seyrettiğimiz GR Yaris, i20 ve Puma’ya benzeyen şeyler, aslında sadece “benziyor” bu otomobillere.

Bu aslında iyi bir şey, çünkü her şeyden evvel bu Rally1 şasileri, seri üretim kasalardan daha güvenli. Ve elbette ağırlık merkezleri, seri üretim bir kasadan çok daha aşağıda. Rally1’lerin kabuklarının neredeyse tamamı kompozit malzemelerden üretiliyor. Bu da Rally1’leri eski bildiğimiz WRC’lerden çok daha hızlı yapıyor. Zaten problem de burada başladı…

Problem büyük… Pilotlar hayatlarında hiç olmadığı kadar ağırlığı yere yakın ve güçlü otomobiller kullanıyorlar artık. İlk başta hepsi bu fikre bayılsalar da buna adapte olabilen pilot sayısı, bir elin parmaklarını geçemedi. Rovanpera, Tanak, Ogier, Loeb gibi isimler buna hemen adapte olabilirken, Breen, Evans, Neuville, Solberg Jr, Sordo gibi isimler kullanamadılar otomobilleri. İçlerinden sadece Neuville sezon ortasında performansını düzeltebildi, ki zaten Hyundai’nin ar-ge’ye geç başlama problemi vardı. Ama mesela Tanak bu durumdan neredeyse hiç etkilenmedi. Aşırı güç haricinde bu zor durumun birkaç sebebi daha var. Rally1 kuralları gereği, eski WRClerdeki aktif diferansiyel yasaklandı. Buna ek olarak artık orta diferansiyel de yok Rally1’lerde. Bu durum, pilotların otomobillerin ayarlarını kişisel stillerine göre ayarlama opsiyonlarını çok kısıtladı. Otomobiller hırçınlaştı ve pilotlara güven vermediği için, yukarıda saydığım bazı pilotlar ya bocaladılar, ya da çok fazla kaza yaptılar sezon içerisinde. Çok daha hızlı ama kontrolü ve sürüşü çok daha zor otomobiller var artık pilotların ellerinde. Kabaca söylersek, tek tip aktarma var ve diferansiyel kilitlerini, rampalarını istedikleri gibi ayarlayamıyorlar pilotlar. Ek olarak 6 yerine 5 ileri şanzımana dönüldü Rally1’lerde. 6 vitese alışkın pilotlar, eskiden ezbere bildikleri etaplarda virajları dönecekleri vitesleri bile gözü kapalı hatırlarken, şimdi 4 mü 5 mi, 3 mü 4 mü gibi soru işaretleriyle baş başa kaldılar. Kimi toprak rallilerde, aşırı gücün getirdiği traksiyon kaybı had safhaya çıktı. Önden start alanlar bu kadar güç ile kaygan zeminde giderken dağıldılar, arkadan gelenlere ise, 520 beygir gücünde 3-4 adet rakip otomobilin tarumar ettiği toprak yollar kaldı. Fazla komplike hibrit sistemlerin arızalanıp, sağlam ve yürüyen otomobilleri yolda bırakması gibi saçma sapan problemleri saymıyorum bile…  FIA daha fazla eğlence vermek isterken, belki de biraz fazla ileri gitti, rekabetin şekli biraz fazla değişmiş oldu.  

Sezonun bir başka çarpıcı olayı ise, Ott Tanak’ın Hyundai takımında maruz kaldığı mobbing olayları idi. 2019’da Toyota’da şampiyon olup, Hyundai’ye imza atması sonrası, herkese şunu söylemiştim: Büyük hata yaptı Tanak. Çok arar Toyota Yaris’i demiştim, konuştuğum kişiler hatırlarlar… Biraz dişini sıkıp, Toyota’da kalsaydı, 2020, 21 ve 22’de bir veya birkaç şampiyonluk daha kazanabilirdi. Çünkü Yaris, i20’ye göre çok daha iyi bir otomobil. Hyundai’nin 2014’den beri tüm WRC’lerinde bariz bir kafadan kayma eğilimi olduğunu herkes biliyor zira… Ayrıca Hyundai’ye giden ve şampiyon olmak isteyen bir pilotun, Neuville’in orada kurduğu takım içi dominasyon ile de mücadele etmesi gerektiği gibi bir gerçek var. Her ne kadar kendisi inkâr etse de…

Bu kadar kaosun içinden 21 yaşında bi gencin şampiyon çıkması hoş bir sürpriz oldu tabii. Ama gördük ki, iki büyük usta Loeb ve Ogier bu şartlarda ve bu yaşlarda bile herkesi geçip lider gidebiliyorlar ve yarış kazanabiliyorlar. Form geçicidir, klas ise kalıcı… Bu da bir başka detay…

Rally1’leri sevdik mi… Emin değilim, ben hala eski WRC’lerin yeterince hızlı ve daha adil bir formül olduğunu düşünenlerdenim… Umarım bu sezon değişen pilot kadroları ile daha yakın bir rekabet izleyebiliriz WRC’de.

Son Haberleri :

Yukarı Git